Bir mimari yapının değeri çoğu zaman teslim edildiği gün değil, yıllar sonra hangi bağlamda anıldığında ortaya çıkar. Miracle Residence, Braun Publishing’in 2013’te yayımladığı Atlas of World Architecture adlı derlemesinde yer alarak çağdaş mimarlığın uluslararası bir seçkisine girdi — ve bu seçkide Türkiye’yi temsil eden tek proje oldu.
Nasıl bir yayın?
Braun Publishing, çağdaş mimarlık literatürünün en tanınmış Avrupalı yayınevlerinden biri. Atlas of World Architecture, yayınevinin referans niteliğindeki kapsamlı derlemelerinden: 512 sayfa boyunca Avrupa, Asya, Avustralya ve Amerika’dan 500 proje seçilerek metin, çizim ve fotoğraflarla sunuluyor.
Kitabın editoryal tutumu, bu tür derlemeleri sıradan bir katalogdan ayıran şey. Yayınevi, seçkiyi yalnızca tanınmış imzaların bilinen yapıtları üzerine kurmuyor; “henüz keşfedilmemiş nitelikli yapıları” çağdaş mimarlığın öne çıkan örnekleriyle aynı sayfada göstermeyi açıkça hedefliyor. Seçilmek, bu nedenle bir tanıtım değil bir editoryal değerlendirme sonucudur.

Seçilen yapı: Miracle Residence
Miracle Residence, İstanbul’un Anadolu yakasında, Sabiha Gökçen Havalimanı yakınında yer alıyor. Arazi güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanıyor ve kuzeyde otoyola bakıyor. Proje, aralarında ortak sosyal donatıların yer aldığı iki 100 metrelik blokla kurgulandı; otel ve konut işlevleri tek bir sürekli kütlede bir araya geldi.
Yapıyı seçkiye taşıyan asıl mesele ise cephe. 250 metre uzunluğundaki yüzey, konut yapılarının alışıldık tekrar mantığına teslim olmak yerine bir tasarım denemesi olarak ele alındı. Fibercement bloklar, kompakt ahşap lamine paneller ve standart pencere boyutları — yani ekonomik ve kolay tedarik edilebilir bileşenler — birbirine geçen bir örüntü kurmak için kullanıldı. Sonuçta ortaya çıkan cephe, özel üretim bir sistemle değil, sıradan yapı elemanlarının kurgulanma biçimiyle karakter kazanıyor.
Bu, üzerinde durulmaya değer bir ayrım. Büyük ölçekli konut projelerinde mimari nitelik çoğu zaman bütçeyle çelişen bir talep olarak görülür; oysa burada ayırt edici olan malzemenin kendisi değil, tekrarın kurgulanma biçimi. Aynı pencere, aynı panel, aynı blok — farklı olan yalnızca dizilim. Uzaktan bakıldığında 250 metrelik yüzey tek bir örüntü olarak okunuyor, yakınlaştıkça her dairenin kendi çerçevesi ayrışıyor.
Miracle Residence bu yönüyle, niteliğin pahalı malzemeden değil standart malzemenin nasıl kurgulandığından doğabileceğini gösteren bir örnek olarak okunabilir.
Neden önemli?
Türkiye’de konut üretiminin hacmi düşünüldüğünde, uluslararası bir seçkide temsil edilen proje sayısının bu kadar sınırlı olması dikkat çekici. Atlas of World Architecture’da Miracle Residence’ın tek Türkiye örneği olarak yer alması, projenin bireysel başarısının ötesinde bir şeye işaret ediyor: konut mimarlığının, seri üretim mantığının içinden de mimari bir tavır üretebileceğine.
Miracle Residence ayrıca ArchDaily ve Archello’da da yayımlandı. Ancak dijital platformlarda yer almakla basılı bir referans derlemesine girmek aynı şey değil: birincisi görünürlük, ikincisi kalıcı bir kayıt sağlar. Kitapta yer alan bir yapı, yıllar sonra da o dönemin mimarlık üretimini anlatan bir kaynakta durmaya devam eder.
BFTA Mimarlık olarak nitelikli mimarlığın istisnai bütçelere değil, doğru kurulmuş bir tasarım problemine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Miracle Residence’ın bu seçkideki yeri, bu yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu gösteriyor.
Künye: Atlas of World Architecture, ed. Markus Sebastian Braun & Chris van Uffelen, Braun Publishing AG, 2013, 512 sayfa (ISBN 978-3-03768-127-5) — Miracle Residence, s. 292. Fotoğraflar: Gürkan Akay.